Cevher şu ki;
her şey bir düzen içindedir ve bu düzene bağlı bir şekilde dengede…
O halde “büyük balık küçük balığı yutar” ne demektir…
Tabiattaki hadise bir düzense ve bu bir dengeye tekabül ediyorsa, bu durumu bir mecazla başka bir düzenin dokularına taşımak doğru mudur…
İki kavram… Doğal olan ve doğal olmayan…
İnsan, hem doğal insiyaklara, hem doğal olmayan inisiyatiflere göre hareket edebiliyor…
Doğal olmayanın eşyaları ne; iki başlık da onun için açalım; suni olan eşya düzeni ve insani olan eşya düzeni…
İnsan hem doğal, hem suni unsurlara göre hareket edebiliyor… İnsan doğasını, doğal ve doğal olmayan çekimler içinde bir örgüleşme olarak görürsek şayet; o zaman bu kendine has doğanın yer yer doğa ile de çatışma halinde olduğunu görürüz…
Doğa yasası kendi dengesi için “büyük balık küçük balığı yutar” önermesine bağlı bir icrayı öne çıkarabilir; ancak insan yapısı kendi süreçleri ve değerleri içinde farklı bir mayadır…
Merhamet, insana en çok yakışandır; insan merhametin doğal ve doğal olmayan her basamak ve tabakasını kullanmaya meyillidir; çünkü fıtratı böyledir… Hatta merhametin zıddı için de geçerli bu… Tekamülün gereği budur…
Hayvan doğası yavrusuna karşı merhametlidir; keza insan da öyle… Ama aynı zamanda bunun da ötesinde bir varoluş karakteri insan…
İnsan, her şeye merhamet duyarak hayatı dönüştürme yolunu arar; gücü ön plana çıkarmaz; hakikat yasalarını işler kılmaya çalışır; işte tekamülün yasaları bir örgü gibi bu hakikat düşüncesinden çıkar ve kurgusu, nakşı buradan zaman ve mekana işlenir…
İnsan, sadece yavrusuna merhamet duymaz; düşünce ve düşünce damlası kelimeye, kavramlara da merhamet duyar; hayatta kalmanın ötesinde bir yol arar, herkes ve herşey için…
İnsan, doğa yasaları içinde kalırsa tekamül edemez; insan kendine göre ne kadar tekamül noktası bulursa oraya merhameti taşımaya meyledecektir; doğa yasalarındaki rekabetin ötesine geçip, başka türlü bir hayatta kalma yöntemi ve hali keşfedecektir…
Doğa yasalarında kaldığı müddetçe belli bir klan kuracak; kendi fıtratına göre hareket ettikçe merhamet doğasının imkanlarına bağlı olarak bir medeni ölçüye kavuşacaktır…
O halde “büyük balık küçük balığı yutar” somut doğanın terbiyesi…
Biz ona bu cevher üzere, soyut hallerin ve metafiziğin ölçüleriyle şöyle diyoruz:
“Büyük insan küçük insana küçük gözüyle bakmaz; hep beraber (bizinsan) anlamında insanlığın tekamülü ölçüsüyle bakar ve eşya ile öyle ilişkisini kurar”…
Büyük balık, küçük balığı yutar, ifadesindeki önermeyi mecazlarla her özden ve varlıktan farklı olan insan doğasına taşımak doğru değildir, izanlı ve insaflı bir hal de değildir…
Hayatta kalmanın ötesindeki şey ise “kul olmaktır”, bu da tekamülün doruğudur…