Körler, Sağırlar Eleştirisi

Körlük, tanıklık etmekten öte şahitlik etme kutsiyetinden vaz geçme hali… Sağırlık ise bu halin sözlerini red… Körler, sağırlar; birbirini ağırlar… Bir kutlu aleme iki koldan kapıları kapamak, üstüne bir de bu kötü hal üzere ittifak yapmak, bu kötü halin bütün örgüsünü dokumak, dünyasını kurup kökleştirmek… Nasipsizlik…

“Jaws”ın Film Müziğine dair bir Dirilik Hasadı

cevher şu ki;

tema bir eşya düzenini, yüksek bir anlam dizinini çevreye yüklemeye dönüktür. Temadan türeyen senaryolar yeni kavramlarla bağ kurabilir…

Müzik, sözden çok ezginin temasına, notalardan kurulu ses öyküsüne, daha çok ondaki soyutluğa bir adım…

Jaws’ın film müziği, korku kurgusunu işlemeye dönük olsa da yeni bir dizgeler dünyasına yükselişin, bir yere sürüklenmenin veya atılmış olmanın temasını da yüklenmiş durumda.

İrkilme, didiklenme hali…

Jaws’ın müziği sadece bir korkuyu işlemiyor; bir el dürtmesiyle bir yeniliğe yönelmeyi ihtar eden bir ezgi, bir müzik dokusu da taşıyor; çapalanan bir tarla gibi bir ekine yol veriyor; ölüm ve korkudan ziyade zor yoldan kazanılan bir diriliş ve hasat…

Dağınık ve Düzenli Oda Eleştirisi-Öz Ödevi ve İzotoplar

cevher şu ki; “dağınık odada uyuyamam”…

Soru: ?

Neden

Temel olan düzendir… Düzenin izotopu düzensizlik veya dağınıklık… Bu dağınıklık da düzen özüne bağlı, en azından “tarz” ve “içerik” bakımından… 

Düzen, kişiye veya işin öznesine ait bir kurgu… Şartları belirleyen özne… O halde karar da tabi ona ait… Gerekli olan yeterlidir; ama ödev olan karakter olanın ifadesidir…

Bu sebeple cevher, dağınık odada uyuyamam, diyorsa; uyuyamaz…

Körün Fili Tarifinin Eleştirisi

Cevher şu ki;

hakikatle bağı olan tarif algının ötesinde bir yerdedir; ya algının olmadığı bir merkezin melekesine muhtaçtır; ya algının çarpıttığından azadedir…

Kör, daha önce filin her yerine dokunmadan fili tarif edemez… Tarifin eksik kalması bir tarafa, tarif kökten ve büsbütün yanlış olur…

Tarif, temelde bir hatırlama ve hatırlatma konusudur…

kuyruk… halat…

hortum… iri bir yılan…

dişler… mızrak…

gövde… duvar…

kulaklar… yelpaze…

bacaklar… ağaç…

öncül bilgi olmadan, tek tek bu tarifler bir işe yaramaz; daha öncesinde akıl, bunu bilmeden biliyor, dağarcığında tutuyor olmalıydı… İsim, ismin görüntüsüyle birlikte hafızada bulunuyor olmalıydı…

Hz. Ali(ra); “parça, bütünün habercisidir” der…

Haberci-parça ancak öncül bilgi ile işler durumdadır… Habercilik, belli ilişki düzeyleri ile mümkün…

Halatın, kördeki özgül-bilgisi, bütün olarak fil-bilgisini elde etmeye yetmez; hortum, diş, vd… de yeterli değil, fili doğru olarak tarife; halat bütünün neresinde ve ne kadar yer kaplamaktadır, bütün ile kıyası nedir, bize ne gibi değerlendirme soruları çıkarır… Ve benzeri sorular… Bunların hepsi bir veridir ve algının ötesinde, bir şekilde hakikatin alanına oturtulması gereken cevher özelliklerdir…

Haberci bilgi kendi şartlarını ortaya koyup işletirse, halattan alınan haber bizi doğru kurgular içinde, doğru yılana, doğru mızrağa, doğru duvar, yelpaze ve ağaç bilgisine vardıracak ve fil olması gerektiği gibi kör tarafından da görülecektir…

Mesele cevher olarak bütünlük hassasını doğru olarak işletip, doğru olarak bizdeki bilgi ağında tecelli etmesini sağlamaktan ibaret…

Körün fili tarifi tek tek ele alındığında bizi yanlışa götürür; ama bizi file ulaştıracak olan bütüncül bilgi, filin tüm özelliklerine doğru bir haberci olacak; halat şakladığında fil sesi çoktan bilinir olacaktır…

Müsvedde Kağıtların Eleştirisi

-Bir Yüzü Dolu Diğer Yüzü Boş Müsvedde Kağıtların Kullanımı Hakkındaki Eleştiridir…

Cevher şu ki;

bir su damlası boşa gitmezse o şey muhakkak hakikatle kuşatılmıştır…

Saman kağıdı, bazen bir not kağıdı, bazen ders notları dolu fotokopilerin boş arka yüzleri bu su damlası hüvviyetindedir… Başka nice çeşitleri daha…

Her müsveddenin bir anısı olur, bir amaç için kullanılır; kağıdının her yüzünün bir hatırası olur; bu hatıra duru bir su gibi insanın içine akar gider, ince ve derin bir sızı olarak…

Bu kağıtlar kalbe iyilik veren, bereketli bir sofradır… Mütevazilik, gayret ve bir hedefe hakkıyla varmak bu sofrada öğrenilir, hiç bir şeyi zerre ziyan etmemek bu sofranın terbiyesidir; acıya sabretmek bu sofrada bir ilme bağlanır; kalbin bir yol tutmasının lezzeti bu sofradan tadılır…

Müsvedde, bir cevher olur, o cevherin hatırası, binlerce hikayeye dönüşür; su okyanusu kağıdın gönlünde bu kaynaktan arar işte; her şey bir sarp yokuşu tutmakla başlar; bunun ilk adımı zayi olmayan ilimdir, kağıtta dolaşan yazıdır, gezgini hakikati öğrenen öğrencidir…

Kendi kendini disiplin altına almak, ala cevherdir…

WordPress.com ile böyle bir site tasarlayın
Başlayın